zaman zaman şu sözleri duyabiliriz.Daha çok prim ödedim .Daha az maaş alıyorum. Daha uzun süreli prim ödediğim halde komşum arkadaşım benden daha çok maaş alıyor. emekli maaşım niye az , emekli maaşım niye farklı  gibi . Emekli maaşının farklı olmasının nedeni emekli maaşı hesaplama yöntemlerindedir. . Aşağıda emekli maaşı nasıl hesaplanırla ilgili bir yazı bulunmaktadır.

 

Emekli aylığı hesaplaması

Bir süredir Torba Kanun’un çalışma hayatına kazandırdığı yenilik ve değişiklikleri değerlendirmeye çalışıyoruz. Ancak, bu arada okurlarımız mail göndermeye devam ediyor. Torba Kanun’un yenilikleri hayatımızı henüz etkilemediği için, bu konuda pek soru gelmiyor. Gelen soruların çoğu emeklilikle ilgili. Bu durum, bizde “Okurları ihmal mi ettik” psikolojisi oluşturuyor. Soruları, mümkün olduğunca konularına göre gruplamaya çalışarak cevaplamayı tercih ediyoruz. Böylece bir okurun örneğinden hareketle, birden fazla soruya cevap verdiğimizi düşünüyoruz. Bu arada gelen maillerden halen aktif sigortalılığı devam eden ya da prim ödemeyi geçici olarak askıya almış ve özellikle de emekliliği yaklaşan okurlarımızın, emekliliklerinde bu günün hesabıyla ne kadar emekli aylığı alabileceklerinin en fazla en fazla merak edilen konu olduğunu anlıyoruz. Bu bir çok insanın, bu günden sonrası için yapacakları planlamayı doğrudan etkiliyor. Bu konuda şanslı olan meslek grupları var muhakkak.

REEL KOŞULLAR
Özellikle memurlarda görev yapılan memuriyetin kadro ve derecesi ile ek gösterge v.b. durumuna göre alınacak emekli aylığı, bu emekli aylığının aktif memuriyet aylığına oranı önceden bilinebiliyor. Çok az istisnai memuriyetler dışında bağlanan emekli aylığı, aktif memuriyet aylığından daha düşük oluyor. Çalışılan kurumun ek ödeme, iyileştirme v.b. gibi emekli keseneğine tabi olmayan ödemeler yapıp yapmamasına göre emekli aylığı, aktif memuriyet aylığının yarısı ile üçte ikisi gibi bir orana denk gelir. Emekli aylığı ile ilgili önemli bir diğer husus da bağlanan emekli aylığının, zaman içerisindeki seviyesini koruyup koruyamamasıdır. Her ne kadar yüksek enflasyon sarmalından çıkılmış olsa bile, reel ekonomik koşulların her zaman sabit ücretliler aleyhine işlediğini söylemek mümkün. Özellikle de emeklilik gibi bu koşullara karşı şahsi olarak bir şeyler yapma imkanınızın iyice kısıtlandığı dönemlerde, mevcut refah seviyesinin korunabilmesi çok daha önemli oluyor.

ÜÇLÜ SİSTEM
Ayrıca son yıllarda, emeklilerin gelir ve aylıklarına yapılan artışların belirlenmesi, aktif çalışanların gelir ve ücretlerindeki artışlardan daha da bağımsızlaştırıldı. Şöyle ki, daha önceden memurların zam ve artışlarının belirlenmesinde kullanılan memur maaş katsayı, aynı zamanda bütün emeklilerin emekli aylıklarındaki zam ve artışların da oranını belirliyordu. Ancak 8 Eylül 1999 tarih 4447 Sayılı Kanun’la getirilen sistemle bu bağlantı büyük ölçüde birbirinden koparılmış oldu. Bu nedenle örneğin bu gün emekli olan bir öğretmen, aktif öğretmen maaşının üçte ikisini alıyorsa, on yıllık öğretmen emeklisinin emekli aylığı aktif öğretmen maaşının yarısına kadar düşebiliyor.
Emekli olurken alınacak aylığın en azından tahmini olarak belirlenmesi, bu aylığın bu günkü yaşam standartını koruyup koruyamayacağı ve zaman içerisindeki seyri özel sektörde 4/a (eski SSK) statüsünde çalışanlar için çok daha önemli. Çünkü bu çalışan grubunun emekli aylıklarının hesaplanmasında üçlü bir sistem uygulanıyor. Daha önce de bu konuya bir çok kez değinmiştik. 8 Eylül 1999 öncesi sistem, 8 Eylül 1999-30 Nisan 2008 arası dönem ile 30 Nisan 2008 sonrası dönem olmak üzere üç farklı hesaplama mevcut.
Emekli aylığı bu üç ayrı dönemde geçerli olan aylık hesaplama esaslarına göre ayrı ayrı hesaplanıyor ve çalışmaların bu dönemlerde geçen kısımlarının birbirlerine oranına göre de orantılanıyor. Böylece çalışmanın bu dönemler arasındaki orantısı, her bir dönemdeki aylık hesaplama sistemine göre bağlanan aylığın seviyesi önem kazanıyor. Buna bağlı olarak da örneğin kadın sigortalının doğum ya da erkek sigortalının askerlik borçlanması yapması dahi kendi başına önem kazanıyor.
Çünkü borçlanma ile kazanılan hizmetin hangi döneme denk geldiği ve hangi kazanç seviyesinden yapılacağı doğrudan emekli aylığını etkileyebiliyor. Şöyle ki, borçlanma süreniz 1999 öncesi döneme ait olur ve borçlanma ile kazandığınız hizmet süresi 1999 yılından geriye son beş ve hatta on yıllık sigortalılık süresinin içerisinde yer almazsa, borçlanma primini hangi kazanç seviyesinden yatırdığınız hiç önemli değildir. İsterseniz en düşük kazanç tercihinden borçlanma yapabilirsiniz. Hatta en düşük kazanç tercihiyle borçlanma yapmanız, daha az prim yatırmanızı sağlayacağı için kazançlı çıkmış olursunuz. Çünkü borçlanma size sadece prim gün sayısı artışı ya da hizmet süresi kazandırmış olur. Buna karşın borçlanma süreniz son beş yıllık hizmet süresinin içerisine giriyorsa ya da 1999 sonrası döneme ait ise borçlanmanızı mümkün olan en yüksek kazanç tercihiyle yapmanız ortalama kazanç seviyenizi artıracaktır. Buna bağlı olarak da doğrudan emekli aylığınızın düşmesi ya da artması gibi bir etkiyi gerçekleştirecektir. Bu günden sonra Torba Kanun’la ilgili konularla dönüşümlü olarak emekli aylığının hesaplanması konularına da somut örnekleriyle yer vermeye çalışacağız. Çünkü okurlarımızın kafası iyice karışık. Haksız da sayılmazlar. Çünkü bir yıl önce 20 yıl beş bin gün üzerinden emekli olan okurumuz 650 TL aylık bağlandığını ve artışlarla birlikte 720 TL’ye ancak ulaştığını belirtiyor. Buna karşın bir yıl sonra 15 yıl 3 bin 600 günden emekli olan eşine 780 TL aylık bağlanınca haklı olarak maaşım eksik hesaplanmış olabilir mi diye kuşkulanmış.
CELAL KAPAN / Y.ASIR